Doğanın Çocukları LogoDoğanın Çocukları
← Yazılara geri dön

Bir Çöküşün Tiyatrosu: COP-30

Yazar: Doğanın Çocukları

COP-30

Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Konferansı (COP) bu yıl otuzuncu kez toplandı ve konferans Amazon Havzası’nda gerçekleştirildi. Bu yıl COP diğer yıllardan farklı olarak gündeme büyük ölçüde bölgede düzenlenen protestolarla geldi. Amazon Nehri çevresinde petrol arama faaliyetlerine hükümet tarafından onay verilmesi üzerine, çoğunluğu Amazon yerli halklarından oluşan protestocular konferans merkezini işgal ederek tepkilerini gösterdi.

Ülkeler COP’a ev sahipliği yapmak üzere başvururken kendi coğrafyalarının iklim krizi bağlamında neden kritik bir öneme sahip olduğuna dair söylemler kuruyor. Brezilya da bu kapsamda Amazon Ormanları’nın korunmasını öne çıkarmıştı ancak aynı yıl petrol faaliyetlerine izin vererek kendi söylemiyle çelişen bir tutum sergilemiş oldu.

Bu durum, devletlerin iklim kriziyle mücadeledeki iki yüzlü tutumlarını ve COP’un giderek fosil şirketleri için bir lobicilik faaliyeti merkezine dönüştüğü yönündeki eleştirileri bir kez daha doğrulamış oldu.

Son üç yıldır COP, dünyanın en büyük fosil yakıt üreticileri arasında yer alan Birleşik Arap Emirlikleri, Azerbaycan ve Brezilya gibi ülkelerde düzenleniyor. Buna paralel olarak konferans salonlarında, iklim değişikliğine karşı somut çözümler üretme kapasitesine sahip uzmanlardan ziyade petrol şirketlerinin temsilcileri daha fazla koltuğa sahip.

Yani COP, her yıl giderek daha fazla fosil yakıt lobilerinin etkisi altında göstermelik bir tiyatroya dönüşüyor.

1,5°C Sınırının Aşıldığı Tescillendi

Bu yılki konferansta önemli olaylardan biri Paris İklim Anlaşması kapsamında belirlenen küresel sıcaklık artışını 1,5°C ile sınırlandırma hedefinin başarısız olduğunun resmen kabul edilmesi oldu. Buna karşılık küresel sıcaklık artışı projeksiyonu 2,8°C olarak güncellendi ancak bu yeni durumun gerektirdiği daha katı önlemlere ilişkin somut bir karar alınmış değil.

Gelecek yıl COP’un Türkiye’de düzenlenecek olması da bu bağlamda COP’un neden gerçekleştirildiğine dair bize pek şey söylüyor. Ülke genelini bir maden sahasına dönüştürmeye yönelik yoğun yasal değişikliklerin yapıldığı bir dönemde Türkiye’nin COP’a ev sahipliği yapmak için bu kadar istekli oluşu, hükümetin konferansı nasıl bir prestij ve meşruiyet aracı olarak gördüğünü açıkça göstermektedir.

Kapitalist sistemin kâr hırsıyla dünyanın yüzde birini zengin etmek için gezegenin geleceğini geri dönülmez biçimde yok ettiği bir düzlemde bizzat krizin yaratıcıları olan aktörlerin çözüm üretemeyeceği gerçeği ortada.

Bu nedenle COP, bir çözüm üretme mekanizmasından ziyade, kapitalist sistemin yarattığı çöküş krizini bile bir pazara dönüştürme girişimi olmaya devam edecek.